Tokat Sultan Hamamı: Tarihi, Mimarisi ve Kültürel ÖnemiTokat şehir merkezinde bulunan Sultan Hamamı, kentin Selçuklu döneminden günümüze ulaşan önemli sivil mimarlık eserlerinden biridir. Yüzyıllar boyunca temizlik, dinlenme ve sosyalleşme amacıyla kullanılan yapı, yalnızca tarihî bir bina değil, geleneksel Türk hamam kültürünün Tokat’taki temsilcilerinden biri olarak değerlendirilmelidir. Kadınlar ve erkekler için ayrı bölümler içermesi nedeniyle çifte hamam planında inşa edilen Sultan Hamamı; kubbeleri, eyvanları, halvet hücreleri, göbek taşı, su deposu ve külhanıyla klasik hamam mimarisinin temel unsurlarını taşımaktadır.
Tokat Sultan Hamamı: Tarihi, Mimarisi ve Kültürel Önemi
Tokat şehir merkezinde bulunan Sultan Hamamı, kentin Selçuklu döneminden günümüze ulaşan önemli sivil mimarlık eserlerinden biridir. Yüzyıllar boyunca temizlik, dinlenme ve sosyalleşme amacıyla kullanılan yapı, yalnızca tarihî bir bina değil, geleneksel Türk hamam kültürünün Tokat’taki temsilcilerinden biri olarak değerlendirilmelidir. Kadınlar ve erkekler için ayrı bölümler içermesi nedeniyle çifte hamam planında inşa edilen Sultan Hamamı; kubbeleri, eyvanları, halvet hücreleri, göbek taşı, su deposu ve külhanıyla klasik hamam mimarisinin temel unsurlarını taşımaktadır.
Sultan Hamamı, Tokat Merkez ilçesindeki Su İçmez Mahallesi’nde yer almaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığının envanter kayıtlarında yapının 362 ada, 72 parselde bulunduğu belirtilmektedir. Sultan Hamamı’nın kitabesi ve bilinen bir vakfiyesi bulunmadığı için kesin yapım yılı, mimarı ve yaptıran kişi tespit edilememiştir. Bununla birlikte plan özellikleri, yapı tekniği ve benzer dönem yapılarıyla olan ilişkisi dikkate alınarak 13. yüzyılın başlarına tarihlendirilmektedir. Bu nedenle yapı genel olarak Anadolu Selçuklu dönemi mimarisi içerisinde değerlendirilmektedir.
Sultan Hamamı’nın tarihi
Sultan Hamamı’nın tarihini açıklayan doğrudan bir kitabe bulunmaması, yapı hakkındaki bazı bilgilerin mimari karşılaştırmalar üzerinden belirlenmesine neden olmuştur. Kültür envanterindeki bilgiler, yapının banisinin bilinmediğini, kitabesinin ve vakfiyesinin bulunmadığını açıkça göstermektedir. “Sultan Hamamı” adının hangi hükümdar, devlet adamı veya tarihî olayla bağlantılı olduğu da kesin biçimde ortaya konulamamıştır. Bu sebeple hamamın adından hareketle belirli bir sultan tarafından yaptırıldığı sonucuna varmak doğru değildir.
Mimari özellikleri hamamın Selçuklu döneminde inşa edildiğine işaret etmektedir. Tokat, Anadolu Selçukluları döneminde ticaret yolları üzerinde bulunan önemli yerleşimlerden biriydi. Kentteki medreseler, hamamlar, hanlar ve diğer kamusal yapılar, dönemin şehirleşme anlayışını yansıtmaktadır. Sultan Hamamı da insanların günlük ihtiyaçlarını karşılayan ve şehir hayatını düzenleyen kamusal yapılardan biri olarak ortaya çıkmıştır.
Yapı, uzun tarihi boyunca çok sayıda bakım ve müdahale görmüştür. Kültür envanterine göre hamamın bugünkü görünümünü almasında 1976 yılında soyunmalık kısmında yapılan onarımın önemli etkisi bulunmaktadır. Bu müdahale sırasında özellikle soyunmalık bölümlerinin özgün mimarisinde değişiklikler meydana geldiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bugün görülen her unsurun 13. yüzyıldan kalma olduğunu düşünmek doğru değildir. Hamamın sıcaklık, eyvan ve halvet düzeni tarihî plan özelliklerini büyük ölçüde yansıtırken bazı örtüler, kaplamalar ve hizmet birimleri sonraki dönemlerde yenilenmiştir.
Çifte hamam planı
Sultan Hamamı, kuzey-güney doğrultusunda uzanan dikdörtgen bir alan üzerine kurulmuştur. Yapının kadınlar ve erkekler için hazırlanmış iki ayrı bölümü bulunduğundan çifte hamamlar grubunda yer almaktadır. Bu sistem, her iki grubun aynı yapı içerisinde fakat birbirinden bağımsız mekânlarda hizmet almasına olanak sağlamaktadır.
Erkekler bölümü dört eyvanlı ve dört halvetli; kadınlar bölümü ise üç eyvanlı ve üç halvetli olarak düzenlenmiştir. Bu iki bölüm aynı temel hamam işleyişine sahip olmakla birlikte ölçü ve plan ayrıntıları bakımından birbirinden farklıdır. Erkekler bölümünün daha geniş tutulduğu, kadınlar bölümünün ise nispeten küçük bir alanda planlandığı anlaşılmaktadır.
Hamamın bölümleri genel olarak soyunmalık, soğukluk, sıcaklık, su deposu ve külhan şeklinde sıralanmaktadır. Bu mekânların art arda yerleştirilmesi yalnızca kullanım kolaylığı sağlamaz; aynı zamanda dış ortamdan yüksek sıcaklığa kontrollü bir geçiş oluşturur.
Soyunmalık bölümü
Soyunmalık, hamama gelen kişilerin giysilerini değiştirdiği, eşyalarını bıraktığı ve yıkanma sonrasında dinlendiği bölümdür. Geleneksel hamamlarda soyunmalık, genellikle yapının en geniş ve yüksek hacimlerinden biridir. Burada oturma sekileri, dinlenme alanları ve bazı yapılarda ortada küçük bir havuz veya fıskiye bulunabilir.
Sultan Hamamı’nın soyunmalık bölümleri tarih boyunca çeşitli değişiklikler geçirmiştir. Kültür envanteri, yapının günümüzdeki görünümünün özellikle 1976 yılında gerçekleştirilen soyunmalık onarımıyla bağlantılı olduğunu belirtmektedir. Bu sebeple soyunmalık kısmında görülen bazı mimari unsurlar özgün Selçuklu yapısına değil, sonraki müdahalelere ait olabilir.
Soğukluk bölümü
Soyunmalıktan sonra geçilen soğukluk, insan bedeninin sıcaklık bölümüne hazırlanmasını sağlayan ara mekândır. Buradaki sıcaklık, soyunmalık bölümünden daha yüksek, sıcaklık ve halvetlerden ise daha düşüktür. Hamamdan ayrılırken de sıcak bölümden dış ortama geçmeden önce bu alanda dinlenmek mümkündür.
Sultan Hamamı’nın erkekler bölümündeki soğukluğun enine dikdörtgen planlı olduğu; orta bölümünün kubbe, yanlarının ise tonozlarla örtüldüğü belirtilmektedir. Kubbe ve tonozların birlikte kullanılması, yapının örtü sisteminde farklı mekânların işlevlerine göre çeşitlilik oluşturulduğunu göstermektedir.
Sıcaklık bölümü, eyvanlar ve halvetler
Hamamın temel yıkanma alanı sıcaklık bölümüdür. Sultan Hamamı’nın mimari karakterini belirleyen en önemli özelliklerden biri, merkezî mekâna açılan eyvanlar ve köşelerde bulunan halvet hücreleridir.
Eyvanlar, bir tarafı merkezî sıcaklık alanına açılan ve üzeri tonoz ya da yarım kubbeyle örtülen yıkanma bölümleridir. Kurnalar çoğunlukla bu alanların duvarlarında yer alır. Hamamı kullanan kişiler sıcak ve soğuk suyu kurnalarda karıştırarak yıkanır.
Halvetler ise ana sıcaklık bölümünden daha küçük, kapalı ve daha sıcak özel yıkanma hücreleridir. Bu bölümler, yüksek sıcaklık isteyen kişiler veya daha sakin bir ortamda yıkanmak isteyenler tarafından kullanılmıştır. Sultan Hamamı’nda erkekler için dört, kadınlar için üç halvet hücresi bulunmaktadır.
Eyvan ve halvetlerin kubbelerle örtülmesi, içerideki sıcaklığın ve buharın korunmasına yardımcı olmaktadır. Kubbe geçişlerinde kullanılan tromplar, kare planlı bir mekândan dairesel kubbe tabanına geçişi sağlayan önemli mimari elemanlardır.
Kubbeler ve filgözü açıklıkları
Sultan Hamamı’nın iç mekân atmosferini oluşturan en karakteristik unsurlardan biri kubbelerdeki küçük aydınlatma açıklıklarıdır. Hamam mimarisinde bu açıklıklar genellikle “filgözü” olarak adlandırılır. Dairesel, yıldız biçimli veya farklı geometrik formlarda hazırlanabilen filgözleri, kubbelerin üzerinde düzenli bir kompozisyon meydana getirir.
Filgözleri sayesinde dışarıdan doğrudan büyük pencereler açılmadan iç mekâna doğal ışık alınır. Böylece hamamın mahremiyeti korunurken buharlı ortam içerisinde yumuşak ve dağınık bir aydınlatma sağlanır. Restorasyon sonrasında çekilen Sultan Hamamı fotoğraflarında merkezî kubbenin etrafına yerleştirilen çok sayıdaki ışık açıklığı açık biçimde görülmektedir.
Göbek taşı ve fıskiye
Sıcaklık bölümünün merkezinde bulunan göbek taşı, geleneksel hamam kullanımının en bilinen unsurlarındandır. Göbek taşı, hamamın alttan ısıtılan ve üzerinde uzanılarak terlenen merkezî taş platformudur. Kese ve köpük uygulamaları da çoğunlukla burada gerçekleştirilir.
Sultan Hamamı’nın göbek taşı çevresindeki dikkat çekici mimari unsurlardan biri kademeli taş fıskiyedir. Restorasyon sonrası yayımlanan haberlerde bu fıskiyenin yaklaşık 800 yıllık olduğu ve Selçuklu döneminden kaldığı ifade edilmiştir. Ancak bu tarihlendirme, yapı kitabesi gibi doğrudan bir belgeye dayanmamaktadır. Bu nedenle fıskiyenin tarihini aktarırken, bilginin işletmeci açıklamaları ve haber kaynaklarında yer aldığı belirtilmelidir.
Hamamın ısıtma sistemi
Geleneksel hamamların işleyişinde külhan ve su deposu büyük önem taşır. Külhan, yapının arka bölümünde bulunan ve ateşin yakıldığı hizmet alanıdır. Burada oluşan sıcaklık hem suyun ısıtılmasında hem de hamamın döşeme altı kanallarının ısıtılmasında kullanılır.
Külhanda yakılan ateşten çıkan sıcak hava, döşemenin altındaki boşluklarda ve duvar içlerindeki kanallarda dolaşır. Böylece sıcaklık ve halvet bölümlerinin taş zeminleri ısınır. Bu sistem, Roma hamamlarında kullanılan hypocaust sisteminin Türk hamam mimarisindeki devamı niteliğinde değerlendirilebilir.
Su deposu, sıcaklık bölümü ile külhan arasında konumlanır. Depodaki su külhanda oluşturulan ateşle ısıtılır ve kurnalara ulaştırılır. Hamamın sıcaklık düzeninin sürdürülebilmesi, külhanın düzenli işletilmesine ve su dolaşımının korunmasına bağlıdır.
2011 sonrasında kapanması ve restorasyon
Haber kaynaklarına göre Sultan Hamamı, 2011 yılında yaşanan adli bir olayın ardından kapatıldı ve uzun süre hizmet veremedi. Daha sonra yapı Vakıflar Bölge Müdürlüğünün kontrolünde kapsamlı bir restorasyon sürecine girdi. Restorasyon çalışmalarında tarihî taş yüzeyler, kubbeler, yıkanma alanları ve işlevsel bölümlerin ele alındığı; yapının tekrar kullanılabilmesi için çeşitli düzenlemelerin gerçekleştirildiği bildirildi.
2023 yılında yayımlanan haberlerde hamamın yaklaşık 12 yıllık aradan sonra yeniden hizmete açılmaya hazırlandığı belirtildi. Restorasyon sonrası görüntülerde beyaz mermer döşemeler, merkezî fıskiye, filgözlü kubbe, eyvanlar ve halvet girişleri dikkat çekmektedir.
Restorasyonda ortaya çıkarılan eski hamam kalıntısı
Sultan Hamamı’nın yakın çevresinde gerçekleştirilen restorasyon ve düzenleme çalışmaları sırasında ikinci bir hamam kalıntısına ulaşılması, yapı hakkındaki en önemli arkeolojik gelişmelerden biridir. 2020 yılında yayımlanan haberlerde kalıntının mevcut Sultan Hamamı’nın batısında bulunduğu ve Bizans veya Danişmentliler dönemine ait olabileceğinin değerlendirildiği aktarıldı. Ancak bu tarihlendirme kesin bir sonuç değil, ilk değerlendirmelere dayanan bir tahmindir.
Bulunan kalıntının koruma altına alındığı ve müze niteliğinde turizme kazandırılmasının planlandığı ifade edilmiştir. Bununla birlikte alanın günümüzde hangi aşamada bulunduğu ve kalıcı biçimde ziyarete açılıp açılmadığı konusunda erişilebilen resmî kaynaklarda açık bir güncel bilgi yer almamaktadır. Bu nedenle kalıntının şu anda müze olarak gezilebildiğini kesin bir ifadeyle yazmak doğru olmaz.
Hacı Turhan Mescidi ile ilişkisi
Sultan Hamamı’nın bahçesinde Hacı Turhan Mescidi olarak bilinen tarihî bir yapı da bulunmaktadır. Kültür Portalı kayıtlarına göre mescit, eski Kazancılar Çarşısı girişinde, Sultan Hamamı’nın bahçesinde yer almaktadır. Batı duvarındaki kitabesine göre Haydar bin Mehmed el-Hacı Turhan tarafından 1473 yılında yaptırılmıştır. Kare planlı mescit, pandantif geçişli bir kubbeyle örtülüdür ve 2009 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.
Hamam ve mescidin aynı çevrede bulunması, bölgenin tarih boyunca yalnızca temizlik ve dinlenme amacıyla değil; ticaret, ibadet ve günlük şehir hayatıyla bağlantılı bir merkez olduğunu göstermektedir.
Tokat kültüründeki yeri
Hamamlar tarih boyunca yalnızca yıkanma yapıları olmamıştır. İnsanların bir araya geldiği, haberleştiği, dinlendiği ve çeşitli gelenekleri yaşattığı sosyal mekânlar olarak da kullanılmıştır. Gelin hamamı, damat hamamı, asker hamamı ve doğum sonrası düzenlenen etkinlikler, hamam kültürünün toplumsal yönünü gösteren gelenekler arasındadır.
Sultan Hamamı da Tokat’taki sosyal yaşamın önemli mekânlarından biri olmuştur. Kadınlar ve erkekler için ayrı bölümlerinin bulunması, farklı toplulukların aynı yapıdan bağımsız olarak yararlanmasını sağlamıştır. Restorasyon sonrasında yeniden hamam işleviyle kullanılmaya başlanması, yapıyı yalnızca dışarıdan seyredilen bir tarihî eser olmaktan çıkarmaktadır.
Güncel işletme tanıtımlarında Türk hamamı, buhar odası, kuru sauna, kese, köpük ve masaj gibi hizmetler sunulduğu belirtilmektedir. Bunların bir bölümü tarihî hamam geleneğinin devamı, bir bölümü ise çağdaş işletme ihtiyaçlarına yönelik ek hizmetlerdir.
Sultan Hamamı neden önemlidir?
Sultan Hamamı, yaklaşık sekiz yüzyıla yaklaşan tarihi, çifte hamam planı ve Selçuklu mimarisini yansıtan sıcaklık düzeni nedeniyle Tokat’ın önemli kültür varlıklarından biridir. Yapının kadınlar bölümünde üç, erkekler bölümünde dört eyvan ve halvet bulunması, mimari planının anlaşılmasını sağlayan temel özelliklerdendir.
Sultan Hamamı’nın günümüze kadar hamam kimliğini koruması da ayrıca önemlidir. Anadolu’daki çok sayıda tarihî hamam zaman içerisinde depo, dükkân veya farklı amaçlarla kullanılmış; bazıları ise tamamen işlevsiz kalmıştır. Sultan Hamamı’nın restorasyondan sonra özgün kullanımına yakın bir işlevle yaşatılması, geleneksel hamam kültürünün devamına katkı sunmaktadır.
Çevresinde daha eski bir hamam kalıntısının bulunması ise alanın farklı tarihî dönemlerde hamam ve su kültürüyle bağlantılı şekilde kullanılmış olabileceğini göstermektedir. Bu keşif, Sultan Hamamı’nın yalnızca tek başına bir yapı olarak değil, çok katmanlı bir tarihî alanın parçası olarak değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.